Almanya’da Doktorluk Hakkında Merak Ettikleriniz

Herkese yeniden merhabalar! Ben Cemal Altuntaş, namıdiğer almanyadabirdoktor. Önümüzdeki ay yani 2021’in Temmuz ayında Almanya’da yaşam maceramın üçüncü, Almanya’da doktorluk maceramın ise birinci yılını tamamlamış oluyorum. Ben de bunu bahane ederek sizlerle neden Almanya’da doktorluk yapmaya karar verdiğimi, Almanya’da dil öğrenme sürecimi ve Almanya’da hekim olarak iş bulup çalışmaya başlama sürecimi paylaşmak istedim. Konuyla ilgili taptaze videomu ise hemen aşağıda bulabilirsiniz 🙂

Almanya’da Doktorluk Yapmaya Nasıl Karar Verdim?

Evet, ilk başta cevaplanması gereken soru sanırım bu. Almanya’da doktorluk kararı tabii ki tek bir olaya ya da sebebe bağlı değil. Tıp okuyan arkadaşlarımın çok iyi bildiği gibi fakültenin ilk 3 yılı hastanede değil, ayrı bir binada teorik dersler alarak geçiyor. Yani bir hekimin tam olarak ne yaptığına ilk olarak dördüncü senenin başında tanıklık ediyoruz. Tıp fakültesinin dördüncü senesinde ise ben biraz sarsıldım diyebilirim. Dahiliye stajımda ilk hastamı hocama sunduğumda bana verdiği tepki bana biraz mesleğimi sorgulatmıştı. Ama asıl şokları intörnlüğümde yaşamıştım. Yine dahiliye bölümünde tanıklık ettiklerim bana ‘Eğer Türkiye’de kalırsam hekimlik yapamam, eğer hekimlik yapacaksam Türkiye’de kalamam!’ dedirtmişti. Sistemin işleyişine tanıklık etmiş olmak, insan haklarının hiçe sayıldığı bir ortamda çalışma ihtimalimin olması, bu kararı vermemde ciddi anlamda rol oynamıştı.

Kısacası Almanya’da doktorluk yapma kararını, olması gerektiği gibi bir hayat yaşama arzumla verdim diyebilirim. Sakin, basit, kolay ve tabii ki huzurlu bir hayat…

Almanya’da Doktorluk Yapmak için Gerekli Olan Almanca’yı Nasıl Öğrendim?

Sizlere Almanca’yı mezun olmadan önce hallettim demeyi ne çok isterdim, anlatamam. Ama maalesef Almanca’yı Almanya’ya geldikten sonra öğrendim. Almanya’da yaşamaya alışmak yeterince zorlayıcı değilmiş gibi Almanca’yı da Almanya’ya bırakmak belki de yaptığım en büyük hataydı diyebilirim. 

Almanya’daki Almanca kursumu devlete ödettirmek istediğim için kaydolmam gereken kurumlar, kurs arama, kursu ilgili kurumun kabul etmesi derken kursa başlamam neredeyse 4 ay sürdü. Almanca seviyemi belirlemek için kursun yaptığı sınavda A2 seviyesinde çıktım ve dolayısıyla B1’e kadar toplam 4 ay kursa gittim. Kursun aylık fiyatı 395 Euro idi. Ama ben dahil herkes ya yarısını ya da tamamını devlete ödettirmenin bir yolunu bulmuştu.

Ardından başlangıç tarihi ve kurs süresi bakımından bana çok uygun bir B2 kursu buldum. 3 hafta içinde başlıyordu ve 2 ay sürüyordu. Ancak benimle ilgilenen yetkili kurum bunu kabul etmedi ve hem fiyat hem de süre olarak 2 katı olan başka kurslar önerdi. Ben de tabii ki 4 ay daha Almanca kursu almak istemediğim için “Peki ben o zaman dediğiniz kurslara bakayım(!)’’ diyerek soluğu aynı zamanda TELC sınav merkezi olan eski kursumda aldım. Bir sonraki B2 sınavı yaklaşık 40 gün sonraydı ve ben o gazla kaydoldum. Sonraki 1 ay tamamen sınava yönelik çalıştım. Almanya’da yaşıyor olmamım da verdiği avantaj ile oldukça güzel de bir notla B2 sertifikamı da aldım ve iş aramak için kollarımı sıvadım. 

Almanya’da Yaşam Nasıl?

Gelin Almanya’da iş bulma ve çalışma kısmına geçmeden önce size biraz Almanya’da yaşamdan bahsedeyim. 

Almanya’da yaşam dediğimde benim aklıma sade, basit ve huzurlu bir yaşam geliyor. Ne kadar kazandığınızdan, hatta ve hatta çalışıp çalışmadığınızdan bile bağımsız olarak Almanya’da yaşamak gerçekten kolay. 20 Euro ile haftalık market alışverişi yapabildiğiniz, insanların size gülümseyerek selam verdiği, trafikte arabaların bisiklete, bisikletlerin size; sonra herkesin size yol verdiği, sokakların temiz, kuralların işlediği, hemen her köşe başında doğaya karışabildiğiniz huzur dolu bir ülke Almanya. 

Almanya’da mesai genelde erken başlar. Örneğin ben saat 7’de başlıyorum ve kursa gittiğim dönemde fark ettiğim kadarıyla sabah 6’daki tren 8’deki trenden her zaman daha kalabalık oluyor. Genelde günlük 8 saat mesai ve en az 30 dakika mola ile birlikte saat 16.00 civarında paydos yapılıyor ve kesinlikle eve iş taşınmıyor. Beni bir yıllık çalışma hayatımda mesai saatleri dışında iş ile ilgili bir kere bile rahatsız etmediler. Hatta hastanede sadece 3 kişide cep telefonu numaram var; biri şefim, diğeri iş arkadaşım, diğeri ise sekreterimiz. Bu kadar! 

Akşamları normal mağazalar 18.00 gibi, marketler ise 20.00-22.00 arası kapanır. Pazarları ise lokantalar ve büfeler hariç hemen her yer kapalıdır. İnsanlar genelde bu günü kendilerine ayırırlar ve sevdikleri ile veya doğa ile vakit geçirirler. 

Almanya’da hekimlerin yıllık izni genelde 30 iş günüdür. Ve ne kadar uzun alırsanız alın iş günü olarak hesaplanır. Mesainiz olmayan hafta sonları dahil değildir. Yani kabaca her iki ayda bir dokuz günlük tatil yapmak mümkündür.

Yukarıda da dediğim gibi Almanya’da yaşam oldukça sade, basit ve huzurlu geliyor bana.

Almanya’da İş Bulmak Zor mu Diyenler İçin; Almanya’da Doktor Olarak Nasıl İş Buldum ve Nasıl İşe Başladım?

Almanya’da doktor olarak çalışmak için gerekli olan TELC-B2 sertifikasını aldıktan sonra özgeçmişimi güncelledim ve iş aramaya başladım. İşi nerede aradım diye soracak olursanız tek bir site kullandım diyebilirim. O zamanlar ayrı bir site şeklindeydi ancak şuan başka bir sitenin içine gömülmüş. Dolayısıyla link veremeyeceğim ama google’da “Berufsinformationzentrum” diye aratırsanız karşınıza çıkacaktır.

Yaklaşık 2 ay iş arama sürecinden sonra oldukça bıkmış olduğum bir anda ilk iş görüşmesini ayarladım. Başvurmaktan kaçındığım NRW eyaletinde oldukça hareketli bir Nöroloji bölümünde önce iş görüşmesi, ardından da 1 günlük hospitation yaptım. Dürüst olmak gerekirse ne klinik ne de çalışma ortamı hoşuma gitmemişti. 1 günlük hospitation bile orada çalışırsam suyumu çıkaracaklarını anlamama yetmişti. Ama Almanya’da yaşamaya başlayalı 1,5 yıl olmuştu ve artık sonuç almak istiyordum. Dolayısıyla şefe çok beğendiğimi ve çalışmak istediğimi söyledim. Şef de olumluydu ve bana gerekli evrakları göndereceğini söyledi. Almanya’da doktor olarak ilk iş kabulümü almanın verdiği heyecanla oradan ayrıldım ancak bir daha şeften haber alamadım, iyi ki de alamamışım.

Ben Nöroloji şefinden haber beklerken yaşadığım şehirden yaklaşık 200 km ötede bir rehabilitasyon kliniğinden ikinci iş görüşmem için davet aldım. Farklı bir eyalette olmasından dolayı oldukça heyecanlı bir şekilde gittiğim bu görüşme de oldukça pozitif geçmişti ve şef bana 5 günlük hospitation teklif etmişti. Bu hospitasyon tam Türkiye’deki bir kongrenin öncesine denk geldiği için ben sadece 4 günlük yapabildim. Ancak bu 4 günlük hospitationda yol dahil tüm masraflarımın klinik tarafından karşılanması, kliniğin çok huzurlu ve tatlı bir çalışma ortamına sahip olması ve gördüğüm hemen herkesin yüzünün gülüyor olmasından dolayı ben çoktan işi kabul etmeye hazırdım. Şef de bana dürüst bir şekilde oldukça pozitif olduklarını ancak bir başka aday daha olduğunu ve bana bir hafta içinde dönüş sağlayacaklarını söyledi. Ben de heyecanlı bir bekleyiş içinde atladım uçağa, Türkiye’ye gittim. Ben daha dönmeden işe kabul edildiğime dair haber gelmişti ve geri döndüğümde posta kutumda ilk iş sözleşmem şefin imzası ile birlikte beni bekliyordu. Sanırım o an ne kadar mutlu olduğumu anlatmama gerek yok. 

Sonrasında hemen evraklarımı hazırladım ve gerekli kuruma gönderdim. Zaten halihazırda şefimle de konuştuğum üzere Ocak’tan Mart’a kadar Fachsprachprüfung kursum vardı. Ardından evimi kiralayıp taşınmayı planlıyordum. Aynı zamanda da evraklarım gelene kadar gelecekteki iş yerim olacak klinikte hospitation yapıp sistemi öğrenmeyi planlıyordum. Bu 3 aylık FSP kursunun fiyatı ise yaklaşık 3800 Euro idi ve 1 kişi hariç herkes bu kursu da devlete ödettirmişti. Zaten o arkadaş da bunu öğrenince gidip kaydını sildirmişti. Dil vizesi ile gelip zor olsa da kursu devlete ödetmeyi başarmış olan Hint arkadaşımız benim ufkumu baya açmıştı. Koparmayı bildikten sonra Alman devletinin ne kadar çılgın imkanlar sunduğunu bir kez daha görmüş oldum. 

Kursumun son 2 haftası pandeminin başlangıcına denk geldiği için online yapıldı ve ben belki de en verimli geçmesi gereken son iki haftadan hiç verim alamadım. Bu durumun canımı sıkmasına izin vermeden yeni evimi buldum ve kurs biter bitmez gerekli planlamaları yapıp yeni hayatıma doğru yola koyuldum.

Nisan ayının sonlarına doğru yeni evime yerleşmiş ve hospitationa başlamaya hazır haldeydim. Şefim önceden planlandığı gibi kadın kliniğinde değil erkek kliniğinde başlamamı rica etti. Yol masrafımı karşılayacağı takdirde her gün 50 km’lik yolu gidip gelebileceğimi söyledim ve o da bunu kabul etti ve böylece hospitationa başlamış oldum. 

Haziran ayının başlarında ben Almanya’da doktor olarak çalışmak için elzem olan bir diğer dil sınavı olan FSP sınavı için randevu beklerken, yetkili kurumdan pandemi nedeniyle randevuların geç gelme ihtimali olduğu ile ilgili bir mail geldi. Her ne kadar ilk okuduğumda moralim oldukça bozulmuş olsa da Bayern eyaletinden duyduğumuz haberler aklıma geldi. İnternette Bayern eyaletinde pandemi nedeniyle evrakları tam olan ama FSP randevusu gelmeyen hekimlere kısa süreli de olsa Almanya’da tam denklik (Approbation) alınana kadar verilen Berufserlaubnis’in verildiğine dair haberler görmüştüm. Hem bu haberlerden hem de sınav randevumun geç geleceğinden dolayı bir mail yazıp istisnai bir durum olduğunu ve bu yüzden Berufserlaubnis istediğimi söyledim. Bu maili attıktan çok değil 2 gün sonra klinikten eve döndüğümde posta kutumda bir mektup vardı. Heyecanla yukarı çıkıp mektubu açtığımda 2 yıllık Almanya’da yaşam maceramın açık ara en heyecanlı anını yaşadım diyebilirim. Elimdeki kağıtta şefimin de kabul ettiği takdirde Berufserlaubnis alabileceğim yazılıydı. Gerekli kağıdı da şefime imzalattıktan sonra ilginç bir tesadüf olarak 7 temmuz 2020’de yani mezuniyetimin tam 2. yılında Berufserlaubnis’im geldi ve ben takvim yaprakları 9 Temmuz 2020’yi gösterdiğinde hem Almanya maceramda hem de hayatımda ilk defa işe gittim. 

Almanya’da Doktorluk Nasıl?

Yazıyı noktalamadan önce sizlerle iş yerimde neler yapıyorum biraz da ondan bahsedeyim. Ama ondan önce şunu söylememde fayda var sanırım. Almanya’da doktorluk dediğimizde aklınızda tek bir şey canlanmamalı. Burada her bölüm birbirinden farklı diyebiliriz. Bu yüzden birazdan bahsedeceklerimi genellememekte fayda var diye düşünüyorum.

Ben sabahları güne 07.00 ile 08.30 arası poliklinik yaparak başlıyorum. Kliniğimizde sadece yatan hastalar olduğu için şikayeti olan hastalarımız bana bu saatte gelebiliyorlar. Bu saatler haricinde ise sadece akut bir durum olursa hasta kabul ediyoruz. Çünkü günün geri kalan saatlerinde farklı randevularımız ve toplantılarımız oluyor. Örneğin, öğlen 11.00’de vaka toplantıları oluyor ve eğer benim ilgilendiğim hastalar üzerine konuşulacaksa benim de katılmam gerekiyor. Yine her Salı takım toplantısı adı altında tüm ekip toplanıyoruz ve hemen her konu ve yeni gelişme ile ilgili konuşuyoruz. Açıkçası Almanya’da, Türkiye’de konu dahi olamayacak meseleler uzun uzun konuşuluyor. Tüm bunların haricinde yeni gelen hastaların ve yakında taburcu edilecek hastaların da giriş ve çıkış muayenelerinden sorumluyum. Gün içerisinde kaç hasta görüyorsun sorusu geliyor genelde. Tabii ki net bir şey söyleyemem ama bazı günler hiç görmediğim olduğu gibi bazı günler 10 hastaya kadar çıkıyorum. Bu sayı size çok az gelebilir ama burda hastaların dosyalarının yazılması oldukça zaman alıyor ve Almanlar bunu baya önemsiyor. Bazen dosyaya yazılması gereken basit bir durum ile ilgili bile birçok kişiye danışmak gerekebiliyor.

Eğer anormal bir durum oluşmazsa, tüm bu işlerim normal mesai saatlerim içerisinde bitiyor ve ben 15.30-16.00 gibi paydos yapıyorum. Haftasonlarım boş ve henüz nöbet tutmaya başlamadım. Zaten kliniğimizde sadece icap nöbeti olduğu için ve ödemesi çok olmadığı için pek tutasım da gelmiyor. Nitekim verdikleri standart maaş bana fazlasıyla yetiyor. Maaş demişken biraz da alım gücünden bahsetmek lazım sanırım.

Almanya’da Yaşam için Doktor Maaşı Yeterli mi? 

Bu konu üzerine uzun uzun yazıp çizmek mümkün ama ben olabildiğince kısa örnekler vereceğim. 

Mesela elime geçen net gelir 2900 Euro civarı bir şey. Benim şuan evimde bana ait tüm eşyalar da toplamda bu civarda tutuyor. Bu evde mutfak hazır olduğu için mutfak hariç tek kişilik bir evi düzmek için 1 aylık maaşım gayet yeterliydi.

Örneğin kapımın önünde duran 2004 model Mercedes’e de 3000 Euro verdim. Gayet konforlu ve birkaç yıl kullanabileceğim bir araba ve yine baktığınızda tek maaş. Onu geçtim, bu benim 3 yılda sahip olduğum üçüncü araba. İlki 450 Euro verdiğim 2001 model Clio idi, ikincisi ise 550 Euro verdiğim 2003 model Twingo.

Evime internet ve elektrik hariç 643 Euro veriyorum. Bundan önceki diğer iki evime ise 420 Euro veriyordum. İnsanların tek oda 1000 Euro dedikleri yerler büyük şehirlerin ana caddeleri ya da lüks semtleri. Ufak bir Google araması ile Almanya’da yaşamak için kafanızı 300 Euro ile de bir yere sokabileceğinizi görebilirsiniz. 

Markete gittiğimde ortalama 20 Euro ödüyorum. Almanya’da yaşam kolay olduğu gibi sağlıklı beslenmek de oldukça kolay. Haftalık etiyle sebzesiyle dolu dolu tek kişilik alışverişim 40 Euro civarı tutuyor diyebilirim. Fiyatlar da gayet stabil. Örneğin litresine şuan 79 Cent verdiğim süt 10 yıl önce 69 Cent imiş. 

Onun haricinde dışarıda yemek istediğinizde Türk mutfağı ve Asya mutfağı fiyat performans olarak 5 Euroluk menüleri ile hemen imdadınıza yetişiyor. Yok ben daha cafcaflı bir yere gideceğim dediğinizde ise yine güzel bir restorantta 10-15 Euro bandında çok kaliteli yemekler de yiyebilirsiniz. 

Özetle Almanya’da yaşam için doktor maaşı yeterli mi diye sorgulamak ayıp olur. Zaten bu maaşın da tecrübenize göre zamanla artacağını da unutmamak lazım. Ama artmasa da olurmuş yani 🙂 Ayrıca bu konu hakkındaki diğer yazımı da okuyabilirsiniz.

Almanya’da yaşamaktan memnun muyum?

Almanya’da yaşam maceramın 3. yılını ve Almanya’da doktorluk hayatımın ise 1. yılını doldurduğum bu zamanlarda bu soruyu ben de kendime çok sık sorar oldum. Ama dilerseniz bu soru bir başka videonun ve yazının konusu olsun. 

Bu yazıyı burada noktalıyorum. Okuyan ve beğenen tüm arkadaşlara sonsuz teşekkürler. Umarım yararlı bir yazı olmuştur ve kafanızdaki soru işaretlerini bir nebze de olsa giderebilmişimdir. Kendinize iyi bakın ve sağlıcakla kalın! 

almanyadabirdoktor

Cemal Altuntas


Almanya’da doktorluk ve Approbation süreciyle ilgili bilgilendirmeleri paylaştığımız Telegram grubumuza burdan katılabilirsiniz!


1 yorum

Bir Cevap Yazın

TR
%d blogcu bunu beğendi: